Resimsiz!

Birilerinin aldığı saçma sapan bir karar yüzünden, zorla ve cebren "Black Hat" olarak, bir free proxy sitesi aracılığıyla kendi bloguma ulaştım. Bu yazılara şimdilik janjanlı resimlerimi yükleyemiyorum, çünkü resim yüklememi sağlayan küçük, aburcuklu ikonlar bu moddayken görünmüyorlar. Bu meselenin sonsuza dek sürmeyeceğini biliyorum; "Eşkiya Dünyaya hükümdar olmaz!". Beni okumadığınızı biliyorum. Ben olsam ben de kendimi sıksık okumazdım. Ama hala buradayım, varım, yaşıyorum ve bu satırları yazıyorum. Çünkü artık maymunun gözü açıldı!Eğer siz de her şeye rağmen buradaysanız, şunu bilin ki artık sizi ihmal etmeyeceğim! Hala Korkut Öztekin ile ilgili (nisbeten)detaylı bilgilere, sanrılarına ve sayıklamalarına bu siteden ulaşabileceksiniz. Eğer ulaşmak istiyorsanız. Burası benim! Bunu benden kimse alamaz!
Bu günkü yazımız, arkadaşlık (ara-ka-daşlık) veya tutkulu, "fantazmagoryak" bir aşk üzerine! Sevgilerimle.

(Aşağıdaki mektup, zamansız bir tarihte, tercihen olmayan birine, hiçkimse tarafından gönderilmiştir.)

Bu gün senin yazdıklarınla ilgilenemedim. Çok özür dilerim başım biraz kalabalıktı. Bazen odaya giren çıkan belli olmuyor, öyle bir gündü işte.
Paylaştığın durum, bana bizi hatırlattı;
Beni nasıl hayatına geri kabul ettin?
Beni neden hayatına geri kabul ettin?
Ben yokken, her şey daha net değil mi? Nerede durduğunu biliyorsun, ne istediğinin farkındasın. İşin, arkadaşların, ailen, hedeflerin ve arzu ettiklerinle birlikte hep istediğin, beklediğin kompak yaşam. Ben, senin yaşamında dengesiz bir faktör, tutarsız bir varlık, kavramların birbirine karışmasına sebep olan sisli bir bölgeyim. Tehlikeli bir bataklığım. Özellikle içine girmek istemediğin, dikkatle yaklaştığın, uzaktan izlemeyi tercih ettiğin, belki de bundan keyif aldığın bir ormanım. Stephen King'in sisi "Thingy" gibi bir şeyim. En huzursuz anlarından bazılarını benim yüzümden yaşamadın mı? Niye o zaman beni hayatına geri almayı kabul ettin? Peki ben aynı şeyi neden yaptım? Birbirimize yaşattığımız mutluluklar ve paylaşımlarımızın verdiği keyif daha mı baskın? Yoksa sen, benim kendi varlığımı, davranışlarımı, hayatımı, kişiliğimi, hatalarımı ve doğrularımı tanımlayabilmemi sağlayan çok önemli bir aracı, bir "medium" musun? Sen, benim devamlı yakalamaya çalıştığım, ancak bir türlü ele geçiremediğim gölgem misin? Karanlık ve sisli bir aynadaki yansımam mısın? Gün geçtikçe görüntüsünü kaybettiğim ve artık geriye bir tek sesi ve kelimeleri kalmış bir iz misin?
Benim "alteregom", en iyi arkadaşım, Öteki-Ben'im, Dostum, Aşığım, Aynam, Gölgem...
George Lois Borges, Düşsel Varlıklar Kitabı'nda şöyle diyor;
"Double
İnsanın sudaki yansımasından ve ikizlerden esinlenen "double" kavramı pek çok farklı kültürde karşımıza çıkar. Pythagoras'ın "Dost" olgusu, insanın ikinci benidir ya da Platon'un "kendini bil" sözleri muhtemelen bu düşünceden esinlenmiştir. Almanya'da Double'a Doppelganger, yani "Double" yaya denir. İskoçya'da ise insanı ölümüne götüren fetch vardır; Yine İskoçya'da "wraith" sözcüğü vardır, ki bu insanın ölmeden hemen önce gördüğüne inanılan tıpatıp kendisine benzeyen hayaletidir. Bu yüzden insanın kendisi ile karşılaşması uğursuz bir işaret olarak kabul edilir.
Eski Mısır'da Ka'nın, yürüyüşünden kılık kıyafetine ve görünüşüne kadar bir insanın tıpatıp eşi olduğuna inanılırdı. Yalnızca insanların değil, Tanrıların ve hayvanların, taşların ve ağaçların, sandalye ve bıçak gibi gündelik araçların da Ka'ları olduğuna inanılırdı. Ve Ka, kendi Double'larını görebilen, Tanrıların geçmişte ve gelecekte olup bitenleri bilebilme yeteneğini bahşettikleri belli rahipler dışında kimseye görünmezlerdi.
Yahudi'lere göre bir insanın kendi Double'ını görmesi aksine bilgelik ve kehanet güçleri kazanılmasının alametiydi. Talmud'daki bir efsanede Tanrıyı ararken kendisini bulan bir adamın öyküsü anlatılır.
Poe'nun William Wilson adlı öyküsünde Double, kahramanın vicdanıdır. Onu öldürünce kendisi de ölür. Wilde'ın Dorian Gray'i, kendi portresini bıçaklayınca canından olur. Yeats şiirinde, Double, bizim diğer yanımız, karşıtımızdır, bizi bütünleyen, olmadığımız ve asla olamayacağımız şeydir.
Plutarkhos, Yunanlıların kralın elçisini öteki ben diye adlandırdıklarını yazar."
Buna göre, sevgi nedir?
Sen kendini sev, sen kendini bağışla. O zaman, eninde sonunda o, sana gelecektir.
Sevgiyle kal...

Comments

kaan v said…
Merhabalar.Yazında demişsin ki 'kimsenin okuduğunu sanmıyorum' ben de bu yazdığımı okumayacağını yada dikkate almayacağını düşünüyorum ama umut var ki işte o yazdırıyor..:)Çanakkale'de sergine rastladım eve gelince isminden Deli Gücük'le bir ilişki[:)]nin olduğunu gördüm yakalamışken hem deli gücük albümü ne ara çıkacak diye sorayım dedim hem de çizdiklerini yazdıklarını takipteyim haberiniz olsun.Affınla son bir soru daha; Poe'nin burada-Çanakkale'de-sadece yky'den çıkan şiir kitabını buldum ilk defa okuyacağım hangisini önerirdin?